SensiZOlmuyoR.org  
Geri git   SensiZOlmuyoR.org > Sanat - Kültür > Vatan Sevgisi
İhbar sistemini kullanmak istermisin?


En iyi Paylaşımınız Ney¿

Vatan Sevgisi Vatan , Millet sevgisi ile dolu gönlümüzü bu bölümde çoşturalım.

Cevapla
 
Konu Araçları Stil
Eski 19-03-2008, 10:53   #8 (permalink)
۞K€$merli۞
 
WaHShi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Şub 2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 6.817
Konular: 887
Üye No: 4
Ruh halim:
Blog Başlıkları: 2
Rep Gücü : 429
Rep Puanı : 8017
Rep Seviyesi : WaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond repute


Standart 8. Fransız Savaş Gemisi Bouvet


8. Fransız Savaş Gemisi Bouvet

“ Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.” düşüncesiyle hareket eden İngilizler, boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı Churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Carden tarafından da desteklenince, Lord Fisher’ın şüpheli gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah, teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı. Dünyanın yenilmez donanması, Fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. Bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi. Hele ki yıpranmış, teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan Osmanlı, bu armada ile asla baş edemezdi.
İtilaf Devletleri’nin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin, kararlı ve dirençli bir karşılık almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.

18 Mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile, Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.

Ve 18 Mart 1915 sabahı geldiğinde kimse günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu.

17 Mart 1915’te Amiral Carden’in yerine Amiral De Robeck’in atanmasıyla 18 Mart da gerçekleşecek plan uygulamaya konuluyordu.

Plana göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. Filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. Tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.

Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. Tümen, saat 10:30’da boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. Planlanan noktaya ulaşıldığında Queen Elizabeth’in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, Lord Nelson’un hedefi Namazgah Tabyası, İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi. “A Savaş Hattı” olarak adlandırılan bu plan 11.30’da uygulanmaya başlandı ve 11.30’da merkez tabyalarına ateş başladı.

Bu arada düşman gemileri Kumkale’den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3. Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre bu tümen 1. Tümenin arkasından hareket geçti ve B hattı önündeki yerini aldı. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3. Tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi.

Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.

Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean, İrresistible, Albion, Vengeance, Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen, 3. Tümenin yerini alacak ve B Hattından son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı. Fakat 3. Tümenin yerini alacak 2. Tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu. Saat 14:00’e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet’de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü. Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada’ya ulaştı. 2. Tümen İngiliz gemileri, 3. Tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00’te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.

Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. Saat 15.14’de İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. Saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Bu bölgede bir gece önce Nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05’te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Güçlü top ateşine rağmen Ocean’ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.

18 Mart’ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. Lord Fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söylayenler haklı çıkıyor, de Robeck ve Churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul’a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu


Doğal ve kültürel değerleri yanısıra dünya savaş tarihi açısından büyük önem taşıyan ve Mustafa Kemal komutasındaki Türk ordu birliklerinin dünyayı şaşırtan cesaret ve kahramanlıklarının sergilendiği Çanakkale Savaşlarının izlerini ve anılarını korumak amacıyla 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, ilimizin en önemli gezi yerlerinden birisidir. Parkın kara sınırlarını Gelibolu Yarımadası'nın Saroz Körfezindeki Ece Limanı ile Çanakkale Boğazında yer alan Akbaş İskelesi arasında çizelecek bir hat oluşturur. Seddülhabir Köyü çevresindeki Tekke ve Hisarlık Burunları, Ertuğrul, Morto, İkiz koyları, Alçıtepe, Kerevizdere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları, savaşın cereyan ettiği başlıca alanlardır. Çanakkale Savaşları sırasında büyük cesaret göstererek şehit olan birlikler ve şahıslar adına bugün Gelibolu Yarımadasında çok sayıda şehitlik vardır. Herbiri ayrı bir kahramanlık örneği olan bu şehitliklerin en önemlisi Morto Koyu'nda, Hisarlık tepe üzerinde tüm şehitlerimizin anısına dikilen ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ'dir. Gelibolu Yarımadası üzerinde, Çanakkale Savaşlarında hayatlarını kaybeden yabancı askerler için de anıt ve mezarlıklar vardır.
__________________



WaHShi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 10:54   #9 (permalink)
۞K€$merli۞
 
WaHShi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Şub 2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 6.817
Konular: 887
Üye No: 4
Ruh halim:
Blog Başlıkları: 2
Rep Gücü : 429
Rep Puanı : 8017
Rep Seviyesi : WaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond repute


Standart 9. ÇANAKKALE SAVAŞLARI


9. ÇANAKKALE SAVAŞLARI

Çanakkale Savaşları, Birinci Dünya Savaşı içinde, tarihin en kanlı bölümü olarak bilinir. Türk'ün sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihinin en parlak sayfasıdır. I.Dünya savaşı'ndan kısa bir süre önce, 1911-1942 yıllarında Osmanlı Devleti son Afrika topraklarını İtalya'ya kaptırmış, 1912-1913 Balkan Hezimeti ise, Rumeli'deki son Türk hakimiyetini silip süpürmüştür. Bulgar Ordularının İstanbul kapılarını zorlaması, 500 yıldır Türk olan Rumeli'nin kaybı, İstanbul ve boğazların güvenliğinin tehlikeye girmesi, o zamanın devlet adamlarında siyasi yalnızlığımızın tabii bir sonucu olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla I. Dünya Savaşı'na rastlayan günlerde Osmanlı devleti yalnızlıktan ve emniyetsizlikten kurtulmak fakat, Balkan savaşının kötü hatıralarının tesiri altında kalan her iki blokta Türk ittifakını küçümsemişler ve bu ittifakın kendileri için bir yük olmasından endişe etmişlerdi. Ancak, Alman İmparatoru, her iki blok arasındaki savaşta, Osmanlı devletinin hiç değilse bir kısım düşman kuvvetini meşgul edebileceği gerekçesiyle müdahale etmiştir. Bu suretle Osmanlı devleti, kaderini alelacale, 2 Ağustos 1914'te "Üçlü ittifak'a bağlamıştır. İşte Çanakkale Zaferini yaratan kuvvet. 1914 yazında küçümsenen değeri hakkında yanlış teşhis konan bu TÜRK ORDUSU'dur. Avrupa'da savaş bütün şiddetiyle sürerken, hareket harbinin yerini siper harbi almıştır. Bu cephede yarma yapmak ve kesin sonuç almak son derece zorlanmıştır. Halbuki "üçlü itilaf"ın askere gücü günden güne artmaktadır. Bu güç , hareket savaşına müsait başka savaş alanlarında kullanılmalıdır. İngiltere Başkanı'ı Lloyd GEORGE ve Bahriye Nazırı CHARCHILL bu görüşü benimsemişlerdir. Çanakkale Savaşları, işte bu görüşü benimseyenlerin esiridir. Hareket sahası olarak Gelibolu Yarımadası'nın seçilmesi, bu bölgenin jeopolitik bakımdan çok büyük öneme sahip olmasındandır. Boğazlar, Güney Rusya ve bütün karadeniz kıyılarının açık denizlere olan tek çıkış noktasıdır. Harp halinde bu geçidin kapanması, Rusya içih hayati önem taşımaktadır. Zira, Rusya'nın insan ve hammadde kaynakları zengin, fakat sanayi ve mali imkanları sınırlıdır. Bunun için uzun ve sürekli bir savaşın gerektirdiği silah, cephane ve malzeme ikmalini temin edemeyecek durumdadır. Bu durumda boğazlar doğu cephesinin en müsait ve hayati menzul hattını teşkil etmektedir. Bu geçidin açılmasıyla Rusya'yı takviye edecek, batı cephesinin yükünü hafifletecek, dolayısıyla savaşı kısaltacaktır. Osmanlı devletinin savaş dışı edilmesiyle, muhtemelen Balkan devletleri ve İtalya "itilaf" devletleri yanında savaşa katılacaklardı. O zaman İngiliz Bahriye Nazırı olan CHURCHILL'in ısrarla üzerinde durduğu bu fikirlere önceleri pek itibar edilmemiştir. Ancak 1914 Aralık ayında başlayan Türk Sarıkamış harekatı üzerine telaşlanan; çok zor durumda kalan hiç değilse bir kısım Türk kuvvetlerinin başka Cephelere çekilmesini isteyen Rusya'nın yükünü azaltmak için, Çanakkale seferine karar verilmiş, fakat kesin neticeyi batı cephesinde arayanları darıltmamak amacıyla önce sadece donanmayla ve zorla Çanakkale Boğazı geçilmeye çalışılmıştır. 18 art 1915'te yaklaşık bir aydır sürekli olarak bombaladığı boğazın her iki tarafındaki Türk tabyalarının artık sustuğunu varsayan 12 zırhlı, 18 muhrip, 7 mayın tarama gemisi, çeşitli nakliye destek gemisi ve uçak gemilerinden meydana gelen I. Dünya savaşının en büyük ve en modern donanması, boğazı geçme girişiminde bulunmuştur. Ancak ehliyetli ellerde sevk ve idare edilen kahraman Türk askerinin hayatını hiçe sayarak kanını fedakarca akıtması sayesinde dünyanın en modern silah ve teçhizatıyla donatılmış düşman donanması, 7 modern savaş gemisini ve binlerce askerini, kaybederek geri çekilmek zorunda kalmıştır. Zira, Mehmetçik, düşmanı denizden bir adım bile geçirmemeye yemin etmiştir. Anadolu bozkırının o güne kadar deniz görmemiş sanki kırk yıldır denizlerde savaşıp da pişmiş kişilere özgü beceriyle zırhlı düşman gemilerine geçiş hakkı tanımamıştır. Bunun üzerine 25 Nisan ve 6 Ağustos 1915 tarihleri arasında düşman kara kuvvetleri Gelibolu Yarımdasına çıkarılmış olup, çıkarma şöyle özetlenebilir. Asıl kuvvetler Gelibolu Yarımadasının güney ucuna iki ayrı noktadan çıkacak ve boğazları kontrol eden tepeleri alacak, bunu başarmak için, iki tümenden oluşan bir Anzak (Avustralya ve Yeni Zelanda) Kolordusu Kabatepe bölgesine çıkacak ve iki ingiliz ve bir Fransız tümeni ile bir Hint tugayından oluşan kuvvet, Seddülbahir bölgesini ele geçirecektir. Aynı anda bir aldatmaca olarak, boğazın güneyinde Kumkale bölgesinde ikinci bir çıkarma yapılacak ve bazı donanma birlikleri orada da çıkarma olacağı izlenimi vermek üzere Saroz körfezine doğru seyredecektir. Fakat, kahraman TÜRK askerinin hayatını hiçe sayarak kahramanca döğüşmesi TÜRK komutanlarının ve bilhassa Mustafa KEMAL'in üstün sevk ve idareleri sonucunda düşman başarısızlığa uğrayarak savaş, siper savaşı halini almıştır. Gelibolu Yarımdasında çıkarma yapan düşman kuvvetlerini meydana getiren askerlerin milliyetleri son derece enteresandır. İngiliz ve Fransızlar'ın yanısıra, bizimle hiç ilgisi olmayan Cezayir Berberilerini Sengal zencilerini, Avustralyalı, Kanadalı, Yeni Zelandalı ve Hintlileri üzerimize salmışlardır. Şair. Şu mısralarla, "Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer, Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mi hakikat mahşer. Yedi iklimi cihanın duruyor karşında, Avustralya'yla beraber, bakıyorsun Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler renkgarenk, sade bir hadise var ortada, vahşetler denk. Kimi Hindu, kimi yayyam, kimi bilmem ne bela" diyerek, bunu ne güzel dile getirmiştir. Evet, düşman yalnızca birkaç devletten ibaret olmayıp, sanki karşımızda bütün dünya vardı. Düşman donanması II. Dünya Savaşı'na kadar, dünyanın gördüğü en büyük ve en modern donanmasıydı. Hal böyle iken kazanılan zaferin değeri daha iyi anlaşılmaktadır. Zira bu savaş; yenilmez sayılan devletlerin mağlubiyetidir. Çanakkale'de tarihin kaydettiği en büyük ve en kanlı savunma savaşları verilmiştir. Bu savaşlar Mustafa Kemal gibi bir askeri dehanın Türk ve dünya kamuoyu tarafından tanınmasının sağlanması açısından son derece önem taşımaktadır. Düşman durmadan saldırmaktadır. Anafartalar ve Arıburnu cephelerinde emir komuta karmaşası vardır. Bu durum çok tehlikelidir. Yarbay Mustafa Kemal, Ordu komutanı Alman General liman Von Sandres'ten bütün mevcut kuvvetlerin emrine verilmesini ve bundan başka çare kalmadığını bildirmiş. Alman General "Çok gelmez mi?" diye sorduğunda Mustafa Kemal, "Az gelir" diye cevap vermiştir. Ertesi gün emir gelmiş ve bütün birliklerin komutası Mustafa Kemal'e verilmiştir. Bir cephe komutanlığının çok gelip gelmeyeceğini yarbay Mustafa Kemal'e soran ve "az gelir" cevabını alan Alman General karşısındaki Türk'ün "ATATÜRK" olduğunu yıllar sonra öğrenecektir. Çanakkale savaşları'nın temel ağırlık noktasını, Mustafa Kemal oluşturmuştur. Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları başlamadan kısa bir süre önce 2 Şubat 1915'te Tekirdağ'da yeni kurulacak olan 18'uncu Tümen Komutanlığına atanmıştır. Derhal göreve başlayan Mustafa Kemal, o tümeni kısa bir zaman içinde savaşa hazır. Seçkin bir tümen haline getirmiştir. Fakat kısa bir zaman sonra Mustafa Kemal bu bölgeden alınarak, tümeni ile birlikte Bigalı köyüne çekilmiştir. Mustafa Kemal, düşmanın Gelibolu çıkarmasına kadar, yani 25 Nisan 1915'e kadar orada yedek kuvvet olarak kalmış, fakat Arıburnu taarruzu başlar başlamaz, kendi insiyatifi ve teşebbüsü ile emir beklemeden, Arıburnu'na yetişerek taarruza geçmiştir. Düşmanı Kocaçimentepe'de durdurarak, yarımadanın tahliyesine kadar düşmanın ilerlemek için yaptığı bütün taarruzları ve şiddetli hücumları erimeye mahkum etmiş ve Türk'ün yiğit mehmetçiği Çanakkale'de sanki etten ve kemikten bir kale yaratmıştır. Bütün savaşlardan farklı bir savaş malzemesi görülmüştür. Bu da "İNANÇ"tır. Topa, tüfeğe, üstün kuvvete, çeliğe karşı dimdik duran ve kafa tutan bir inanç kendini göstermiştir. Mustafa Kemal'in "size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerinize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir" dediği bu savaşlarda, herkes öldürmek ve ölmek için düşmana atılmıştır. Mustafa Kemal, bu savaşı "bu öyle alelade bir taarruz değil, herkesin muvaffak olmak veya ölmek arzusuyla harekete geçtiği bir taarruzdur" diye ifade etmiştir. Burada meşhur 57'inci Alay, hiç kurtulmamacasına Mustafa Kemal'in emrine uyarak tamamen şehit olmuştur. Nitekim çeşitli milletlerden meydana gelmiş, düşman askerleri, yapışıp, kaldıkları Arıburnu'nun yalçın yamaçlarından bir adım bile ileri atamamışlardır. Öncelikle İstanbul'u tehdit eden düşmanın Gelibolu Yarımdasına yaptığı bu taarruzu Kocaçimentepe'de durduran Mustafa Kemal, bu başarısından dolayı haklı olarak Albaylığa yükseltilmiştir. 6-7 Ağustos 1915'te Türk askerini yandan, yani Anafartalar'dan çevirmek isteyen Klıchner ordusu da bu bölgenin Grup komutanlığına atanan Mustafa Kemal'in 10 Ağustos günü ayağının tozunu silmeden giriştiği karşı taarruz sonucunda eriyip g itmiştir. Mustafa Kemal bu savaş sırasında göğsünden bir şarapnel parçası ile yaralanmış, fakat kalbi üzerindeki saat kendisini mutlak bir ölümden kurtarmıştır. Bu savaşların akabinde 17 Ağustos'ta Kireçtepe Zaferini 21 Ağustos'ta 2'nci Anafartalar Zaferini kazanan Mustafa Kemal, düşmanı büyük hizmete uğratarak Çanakkale Muharebelerinin kaderi belirlenmiş, 9 Ocak 1916'da düşman, Türk topraklarından geri çekilmek zorunda kalmıştır.
WaHShi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 20:35   #10 (permalink)
 
>EmRe<2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Ara 2007
Mesajlar: 0
Konular: 756
Üye No: 14354
Rep Gücü : 0
Rep Puanı : 450
Rep Seviyesi : >EmRe<2 is a glorious beacon of light>EmRe<2 is a glorious beacon of light>EmRe<2 is a glorious beacon of light>EmRe<2 is a glorious beacon of light>EmRe<2 is a glorious beacon of light


Standart


Burada yazmıyor ama ben en çok yahya çavuş'a çok şaşırdım 67 erle 6.000 askere dayanmışlar...Ruhları şad olsun..Paylaşımın için teşekkürler mehmet abi...
>EmRe<2 isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Eski 19-03-2008, 22:34   #11 (permalink)
quEeN
 
versefor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oca 2008
Nerden: ank
Yaş: 17
Mesajlar: 1.970
Konular: 26
Üye No: 18642
Ruh halim:
Rep Gücü : 156
Rep Puanı : 2962
Rep Seviyesi : versefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond repute


Standart


paylasım için cok tesekkrler...insanın okurken gözleri doluyor..tüümm sehıtlerımıze Allah rahmet eylesn
__________________
__ quEeN __








Gördüğün rüyayı bozmaya geldim ben
Sevdiğin rüyayı durdurmaya geldim
Bütün zehirleri koymaya geldim ben
Kırılmamış son kalbi kırmaya geldim

Çok değiştim ben, artık melek değilim...


Asi ArTiMm beniimm (: ..
versefor isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Eski 20-03-2008, 11:56   #12 (permalink)
۞K€$merli۞
 
WaHShi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Şub 2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 20
Mesajlar: 6.817
Konular: 887
Üye No: 4
Ruh halim:
Blog Başlıkları: 2
Rep Gücü : 429
Rep Puanı : 8017
Rep Seviyesi : WaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond reputeWaHShi has a reputation beyond repute


Standart


Amin TEşşekkür ederim yorumun için.
WaHShi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Eski 30-05-2008, 18:53   #13 (permalink)
Paylaşımcı
 
benk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nis 2008
Nerden: Çıktı bu
Mesajlar: 275
Konular: 15
Üye No: 37802
Ruh halim:
Rep Gücü : 34
Rep Puanı : 641
Rep Seviyesi : benk is a name known to allbenk is a name known to allbenk is a name known to allbenk is a name known to allbenk is a name known to allbenk is a name known to all


Standart Cvp: Çanakkale Savaşında yaşanan Hikayeler


1 tanede ben eklemek isterim bunlara
Yıllar önce bir yerel araştırma sırasında Mallıca köyü
kahvesinde kendisiyle görüştüm. Kulakları ağır işitiyordu.
Köylülerden biri yardımcı oldu. Benim sorduklarımı
kulağına bağıra bağıra söyledi. Onun sesine alışkın
olduğundan anladı. Sordukları mı cevapladı.
Söz Çanakkale’ye geldiğinde o koca ihtiyar sarsıla sarsıla,
hıçkırıklar içinde ağlamaya başladı. Kendi zor duyduğu
için kan çanağına dönen gözleriyle bize de duyurmak için
bağıra bağıra anlatmaya başladı:
— Bir hücum sırasında bölük erimişti. Yüzbaşı telefonla
takviye istedi. Gece yarısı siperleri takviye için
istediğimiz askerler geldi. Hepsi askere alınmış gencecik
insanlardı. Ama içlerinde daha çocuk denecek yaşta üç
dört asker vardı ki hemen dikkatimizi çekti.
Bölüğü düzene soktum. Yüzbaşı gelenlerle tek tek
ilgileniyor, karanlıkta el yordamıyla üstlerini başlarını
düzeltiyor, sabah yapılacak olan süngü hücumuna
hazırlıyordu. Sıra o çocuklara geldiğinde, o cıvıl cıvıl
şarkı söyleyerek gelen çocuklar birden çakı gibi oldular.
Yüzbaşı sordu:
— Yavrum siz kimsiniz?
İçlerinden biri:
— Galatasaray Mektebi Sultanisi talebeleriyiz Vatan için
ölmeye geldik! diye cevap verdi.
Ortalık hafif aydınlanır gibi olunca hep yaptıkları gibi düşman gemileri gelip siperlerimizi bombalamaya başladılar. Yer gök top sesleriyle inliyordu. Her mermi düştüğünde minare gibi alevler yükseliyor, bir gün önce ölenlerin kol, bacak, el, ayak gibi parçaları havaya kalkan toprakla siperlere düşüyordu. Mermiler üzerimizden ıslık çalarak geçiyordu. Siperler toz duman içinde kalmıştı.
Bir ara Yüzbaşı "Azman yandık!" diye siperin köşesini işaret etti. O şarkı söyleyerek sipere gelen, sanki çiçek toplarmış gibi neşeli olan o çocuklar siperin bir köşesinde sanki bir yumak gibi birbirine sarılmış tir tir titriyorlardı. Çocuklar harbin gerçeği ile ilk defa karşılaşıyorlardı. Ürkmüşlerdi. Yüzbaşı yandık demekte haklıydı. Muharebede bir ürküntü panik meydana getirebilirdi. Tam onlara doğru yaklaşırken içlerinden biri avaz avaz bir marş söylemeye başladı!
Annem beni yetiştirdi bu yerlere yolladı
Al sancağı teslim etti Allah a ısmarladı.
Boş oturma çalış dedi hizmet eyle vatana
Sütüm sana helal olmaz saldırmazsan düşmana.
Baktım hemen biraz sonra ona bir arkadaşı
daha katıldı. Biraz sonra biri daha... Marş bitiyor
yeniden başlıyorlar. Bitiyor bir daha söylüyorlar.
Avaz avaz! Gözleri çakmak çakmak...
Hücum anı geldiğinde hepsi süngü takmış,
tüfeklerine sımsıkı sarılmış, gözleri yuvalarından
fırlamış dişler kenetlenmiş bekliyorlardı. O an
geldi. Birden Yüzbaşı "Hücum!"diye bağırdı.
Bütün bölük, bütün tabur, bütün alay cephenin
her yerinden fırladık. İşte tam o anda, tam o
anda, o çocuklar kurulmuş gibi siperlerden
fırlayıverdiler. İşte o an. Tam o an bir makineli
yavruları biçiverdi. Hepsi sipere geri düştüler.
Kucağıma dökülüverdiler. Onların o gül gibi
yüzleri gözümün önünden gitmiyor. Hiç
gitmiyor! İşte ben ona ağlıyorum, o çocuklara
ağlıyorum!
Azman dede ağlıyordu. Ben ağlıyordum. Kahvede
Kim varsa ağlıyordu. Kahveci gözyaşları içinde
bize çay getirdi. Eğildi:
“Azman dede hep ağlar. Niye ağladığını bugün ilk
defa anlattı” dedi.
__________________
ERKEK ADAM KANATLI TAKIM TUTMAZ
+R3P WER Kİ +R3P BULASIN


2. Ailemiz SensizOlmuyoR.org

benk isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Eski 02-06-2008, 22:18   #14 (permalink)
quEeN
 
versefor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oca 2008
Nerden: ank
Yaş: 17
Mesajlar: 1.970
Konular: 26
Üye No: 18642
Ruh halim:
Rep Gücü : 156
Rep Puanı : 2962
Rep Seviyesi : versefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond reputeversefor has a reputation beyond repute


Standart Cvp: Çanakkale Savaşında yaşanan Hikayeler


benk çok sağol..daha bilmediğimiz kim bilir kaç Azman dede var hep ağlayan .. insanın tüyleri diken diken oluyor..tekrar tesekkürler..
versefor isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)  
Bu Mesajı Google'a Ekle!Bu Mesajı FaceBook'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz!

Etiketler
hikayeleri, gerceklesen, gemisi bouvet, canakkale savasi, insanlik dersi, kaybolan ingiliz alayi

Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Mesaj Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Yaşanmış korkunç hikayeler wanted Korku 40 27-11-2008 23:17
lonca savaşında izleyici olma harun95 Yardım ve İpuçları 4 14-10-2008 12:49
Çanakkale Savaşında Kaybolan İngiliz Alayı Archér"Of"Gondor Garip olaylar 6 15-08-2008 16:10
hikayeler ve çözümler (daha önce verdiysem özür dilerim) <YaGiZ> Hero Turkey 2 04-06-2008 09:45
1.dünya savaşında osmanlının durumu gogo969 Tarih ve İnkılap Tarihi 0 25-05-2007 13:15


Tüm Saatler GMT +3. Şuan Saat: 05:03 .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
www.SensiZOlmuyoR.org © 2007 - 2008


* Metin2 * Trendy Bayan *Sohbet * Bilgisonsuz