voleybol'un geleceği
Bir dönem gençleri sokağa döken Beyaz gölge adlı TV dizisi vardı. Bu dizi sayesinde basketbolumuzda bir patlama oldu ve basketbolda ilk kez final four oynamaya hak kazandık. İlerleyen yıllarda NBA ya kadar gönderdiğimiz sporcularımız oldu. Bunların tek nedeni TV’nin basketbolu evlerimize, odalarımızın içine kadar taşıması olmuştur. Bu sporculara özenen onlar gibi olmak isteyen gençlerimiz birer birer şöhret oldular. Bu sporcuları örnek alan gençlerimiz uluslar arası arenalarda boy gösteren basketbolcular olarak Türk Sporunda yerlerini almışlardır. Tabi ki bunlar bizler için mutluluk ve gurur kaynağı olmuştur. Gençlerimizin bu yerlere gelmesinde belediyelerin, okulların ve en önemlisi ailelerin rolü çok büyüktür. Belediyeler her sokak başına, boş parklara basketbol sahası yaparak gençlere hizmetlerde bulundular. Kulüplerde, oluşan bu potansiyeli salonlara taşıyıp bilimsel olarak, eğiterek katkılarını göstermişlerdir. artık sporcuyu beklemekten ayrılıp sokaklara gençler arasına girdiler. Yetenekli gençleri teker teker bulup kulüplü yaparak Türk Spora katkıda bulundular. Ailelerin payı çok büyük oldu. Niçin? Onlarda beyaz camın odalarda bıraktığı esintilerden yola çıkarak çocuklarının ellerinden tutup kulüp kapılarına kadar götürmüşlerdir. Bu aynı zamanda ülkemizdeki kitlesel ilk spor hareketinin başlangıcı olmuştur. Çünkü çocuklarının spor yapmalarına hiçbir engelde bulunmayıp aksine kendi elleriyle kulüplere götürüp antrenörlere teslim etmişlerdir. Bu dönemin en büyük sıkıntısı bir yetenek kriterinden geçirilmeden sadece fizik özellikleri yani uzun boylu gençler basketbolcu yapılmaya çalışılmış fakat sonuçta bu gençlerin büyük çoğunluğu 18 yaşından sonra emekli olmuşlardır. Yani Büyük (A) takımına geçemeyip sporu bırakmışlardır.
Günümüzde voleybolun gelişmesi ise son zamanlarda bayan milli takımımızın aldığı başarılardır. Filenin Sultanları herkesin belleğindedir. Çocuklara bile sorsanız Filenin Sultanlarını bilir. Çünkü Filenin Sultanları artık odalarımızın içine girmiş bulunmaktadır. Bunlarda da tabiî ki medyanın çok büyük katkısı olmuştur. Son zamanlarda neredeyse tüm TV kanalları spora değer vermeye ve yayınlamaya başladılar. Bu yeterli oldu mu? Diye soracaksınız şimdi. Tabii ki yeterli değil. Günümüzde eğitim sistemimizden kaynaklanan bir takım eksiklikler eleminasyon yüzünden ailelerimiz gençlerimizi spordan uzak tutup dershanelere göndermeye ve sadece ders yapan birer makine haline getirmeye adeta yarış atı yetiştirir gibi yetiştirmeye başlamışlar. Fakat unuttukları Gazi Koşusunun tek birincisi olacağıdır. Bu (sistem) da tüm spor dallarına indirilmiş bir balta oldu. Bundan nasıl kurtulacağız? Burada antrenörlere ve öğretmenlere çok iş düşüyor. Gençlerin ders ve sporu bir arada yapabileceğini, sadece dersin çocuk üzerinde zamanla bir takım olumsuzluklar oluşturabileceğini, spor yapan çocukların derslerinde daha başarılı olduklarını uzman psikologlar söylemektedirler. Bu konuda broşür ve kitapçıkların hazırlanması ve bunun velilere ulaştırılması gerekiyor veya internet üzerinde yayınlanmış bu tip yazıların veliler tarafından bir şekilde okunmasını sağlamak mutlak şekilde öğretmenlere düşen tarihsel bir görev olarak gözükmektedir. Velilere şunu söyleyelim:
“Karar verme becerisine sahip, sorumluluk sahibi, kendine güvenen çocuklar yetiştirin ve gerisini hiç düşünmeyin. Çocuğunuz bu özelliklere sahipse eğitimini tamamlasa da tamamlamasa da, okuldan yüksek notlar alsa da almasa da hiç korkmayın. Çünkü güvenli, kararlı ve sorumluluk sahibi bir insan her koşulda her şartta hayatını kurtarır ve eline aldığı işte başarılı olur. Üniversite başarıya giden yollardan sadece biridir. Türkiye’nin bir gerçeği vardır. Biz ne kadar çabalarsak çabalayalım bu gençlerin onda biri üniversiteye gidebilecek. Çünkü ülkemizin üniversite kapasitesi bellidir.”
Gençlerimizin voleybol oynayabilecekleri alanları çoğaltarak yeni nesil sporcular ortaya çıkarabiliriz. Nasıl ki her sokakta bir basketbol sahası yapıldıysa aynı şekilde voleybol sahaları yapılarak gençlerimizi bu sahalara çekebiliriz. Bunun için belediyeleri harekete geçirecek sivil toplum kuruluşları ve gerçek spor kulüplerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığımız yeni bir uygulama ile sporu tabana yayma programı başlattı. Bu programa göre 4.sınıftan itibaren gençlerimize haftada 2 saat seçmeli spor dersi konulmuştur. Bu program düşünce olarak çok güzel. Fakat uygulamada bazı aksaklıklar meydana gelmektedir. İnisiyatifin Okul Müdürlerinde olması nedeniyle Seçmeli Spor dersi yerine başka seçmeli dersler konularak gençlerimiz spordan uzaklaştırılmaktadır. Çocuklarımıza verilen seçmeli dersler arasında yer alan drama, seçmeli yabancı dil vs. gibi dersler ne kadar yeterli olacaktır. Hiçbir çocuk haftada 1–2 saatle yabancı dil öğrenemeyecek veya tiyatrocu olamayacaktır ama seçmeli spor ile beden eğitimi dersi birleştirilerek en azından çocuğa spor bilinci aşılanabilecektir. Bu seçmeli spor dersinin zorunlu olarak okutulması durumunda hem sağlıklı hem de başarılı gençlerimiz olacaktır. Aksi takdirde gençlerimiz sadece ders yapan, sağlıklı düşünemeyen, sosyal olamayan, içine kapanık birer insan olacaklardır. Bakanlığımızın son günlerde yayımladığı bir genelgeyle okullar birer spor kulübü kurmaya teşvik edilmektedir. Bu genelge eğer uygulamaya konulursa gerçekten spora faydalı olacaktır. Çocukların kendi okullarındaki spor kulübüyle çalışarak hem dersinden geri kalmayacak hem de spor yapacaktır. Böyle olunca okul beden eğitimi öğretmenleri kendi öğrencilerinin hangi branşa yeteneği varsa o branşa kaydırma yaparak çocukların içindeki cevheri ortaya çıkaracaktır. Böylelikle tüm okullardaki yetenekli sporcu öğrenciler Türk Sporuna kazandırılmış olacaktır.
Türk Voleybolu uluslar arası arenalarda boy gösteren bir duruma gelmiştir. Bunun etkisi özellikle kız çocuklarında ve ailelerinde voleybola ilginin artmasına neden olmuştur. Bizler öncelikle basketbolda daha önce yapılan hatalara düşmeden planlarımızı yapmak zorundayız. Kulüplerimiz ve antrenörlerimiz bu sporcu potansiyelini 2 hatta 3 aşamalı yetenek seçimlerine tabi tutarak okul öğretmenleri ile yakın ilişkiler kurarak yatırım yapacakları sporcu adaylarını hassasiyetle seçmek zorundadırlar. Bizler artık uluslararası platformlarda boy gösterecek voleybolcular yetiştirmek zorundayız.
__________________
|